site içi arama

Osmanlı Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Osmanlı Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2016 Salı

İstanbul'un Paşaları


Osmanlı döneminde İstanbul'da bir semte adını veren ilk paşa sanırım Mahmut Paşa oluyor. Fetihten dokuz yıl sonra Kapalıçarşı'nın alt kısımlarında 265 dükkanlı bir çarşı kuruyor. Cami, hamam, han, medrese, mahkeme, tekke, çeşme yaptırıyor. Mahmut Paşa, devşirme bir Rum; II. Murat döneminde Edirne Sarayı'nda yetişiyor. II. Mehmet 'in yanında İstanbul'un fethine katılıyor. Fetihten hemen sonra başı vurulan Çandarlı Halil Paşa 'nın yerine sadrazam oluyor. Dört yıl sonra azlediliyor, Zağanos Paşa 'nın kızlarıyla evlendikleri için II. Mehmet'le Mahmut Paşa bacanak oluyor. 1473'te tekrar sadrazamlığa getiriliyor ve bir yıl sonra da bacanağı tarafından başı vurduruluyor... Fatih Sultan Mehmet 'in kaptanı deryası ve Mahmut Paşa'nın yerine sadrazam yaptığı Gedik Ahmet Paşa 'nın adı Eminönü'ndeki Gedikpaşa'da kalıyor.

II. Beyazıt 'ın sadrazamlarından Davut Paşa, 1498'de uçsuz bucaksız bir arazi içine yaptırdığı ''taş köşk'' ile Davutpaşa'ya adını veriyor. Davutpaşa Sahrası olarak bilinen bölge, II. Mahmut'un 1832'de Asakir-i Mansure-i Muhammediye askerleri için yaptırdığı kışla ile askeri bir kimlik kazanıyor. Sahradan kışlaya Davutpaşa günümüzde Yıldız Teknik Üniversitesi'nin kampuslarından biri oluyor...
II. Beyazıt'ın başka bir sadrazamı, 1511'de öldürülen Atik Ali Paşa da Fatih'in Atikalipaşa semtine adını veriyor...
Fatih'in büyük mahallelerinden Kocamustafapaşa'nın adı, II. Beyazıt'ın son sadrazamı Koca Mustafa Paşa 'dan geliyor. Paşa, 1511'de sadrazam oluyor, 1512'de II. Beyazıt ölüyor; Paşa, Yavuz Sultan Selim 'in gözünden düşüyor ve Bursa'ya sürülüp idam ediliyor...

Cibali ile Fener arasındaki Küçükmustafapaşa ise ''daltaban'' olarak da anılan Bozoklu Küçük Mustafa Paşa ... 17. yüzyılda yaşayan Paşa, II. Mustafa'ya ancak dört ay sadrazamlık yapabiliyor.

Kanuni Sultan Süleyman'ın sadrazamı Ayas Mehmet Paşa , Taksim'deki Ayaspaşa'ya adını veren kişi. 1539'da makamında eceliyle ölen Mehmet, Yeniçeri ocağından yetişiyor..
Otogara ad olan Ferhat Paşa , Kanuni'nin şehzadesi Mehmet 'in kızı Hümaşah 'la evlenip saraya damat oluyor. Macaristan'dan devşiriliyor; hat sanatçısı olarak tanınıyor...

Kanuni'nin bölgenin imarıyla görevlendirdiği Anadolu ve Rumeli Beylerbeyi Güzelce Kasım Paşa, görevinde başarılı oluyor ki onca kaptanı derya arasında adını Kasımpaşa'ya bırakıyor...
Kanuni, Selim'den torunu Gevher ile evlendirip saraya damat olarak aldığı Piyale Paşa 'ya da Kasımpaşa ile Okmeydanı arasındaki bölgenin imara açılmasını buyuruyor; Piyalepaşa semti, sonradan II. Selim'in kaptanı deryası olan Piyale Paşa'nın yaptırdığı külliye ile ortaya çıkıyor...
Beşiktaş'taki Sinanpaşa adı, Kanuni'nin sadrazamlarından Rüstem Paşa 'nın kardeşi kaptanı derya Sinan Paşa 'dan;
Eminönü'ndeki Siyavuşpaşa da II. Selim'in kızı Fatma Sultan 'la evlenip önce saraya damat sonra da III. Murat 'a üç kez sadrazam olan Hırvat veya Macar asıllı devşirme Siyavuş Paşa 'dan geliyor.

Paşabahçe'ye adını veren paşa, Deli İbrahim 'in sadrazamı Ahmet Paşa. Ahmet Paşa, Boğaz'ın bir ucunda, geniş bir arazinin içinde kendine bir kasır yaptırıyor. Çevresi bağ, bahçe... Yöre, ''Paşanın Bahçesi'' diye anılıyor ve sonradan Paşabahçe oluyor. Ahmet Paşa, Hezarpare Ahmet Paşa adıyla tarihe geçiyor. Hezarpare, bin bir parça anlamına geliyor. Paşa'yı, isyancılar 7 Ağustos 1648'te parçalayarak öldürdükten sonra cesedini parçalara ayırıyor...

Üsküdar'daki Fethipaşa Korusu adını, II. Mahmut ile Abdülmecit döneminin vali ve elçilerinden Fethi Paşa 'dan alıyor. Rodosizade Damat Fethi Ahmet Paşa, Abdülmecit'in kız kardeşi Atiye Sultan'la evleniyor. Tophane müşiri iken, Aya İrini'yi eski silahların kaldırıldığı bir ambar olmaktan çıkarıp çeşitli illerden toplattığı asar-ı atikalarla, yani arkeolojik eserlerle donatarak müzeye dönüştürüyor.
İstanbul'da ilk müzenin temellerini atan Paşa, 1847'de de Sultanahmet Meydanı'nda ilk arkeolojik kazıları başlatıyor.

Kadıköy'deki Hasanpaşa mahallesi, 17. yüzyılda Kızlarağası Mısırlı Osman Ağa' nın mülkü olarak geçiyor ve herhangi bir paşanın adını taşımıyor. 1882'de II. Abdülhamit'in Bahriye Nazırı Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa, burada yanan bir caminin yerine yenisini yaptırıyor. Bölge yine herhangi bir kişinin adını taşımıyor. 1930 yılında bölgede yeni bir mahalle kurulurken caminin kitabesindeki bahriye nazırından ''Hasanpaşa'' adı veriliyor.

Hastanesi ve tıp fakültesi ile ünlü Cerrahpaşa'nın adı III. Mehmet 'in sadrazamı Cerrah Mehmet Paşa 'dan geliyor. Mehmet Paşa'nın cerrahlığı ise III. Mehmet'i şehzadeliği sırasında sünnet etmesinden. Paşa'nın sadrazamlığı dokuz ay sürüyor ve azlediliyor. Cerrahi ya da idari bir başarısı olmamasına karşın yaptırdığı külliye ile semte adını veriyor. Bayrampaşa'ya adını veren Bayram Paşa , IV. Murat 'ın sadrazamlarından oluyor...

Gaziosmanpaşa'ya adını veren Gazi Osman Paşa ise 1878 Rus Savaşı'nda Ruslara esir düşmesine karşın Plevne savunması ile kahraman olan komutan. Ancak Gazi Osman Paşa'nın Gaziosmanpaşa ile bir ilgisi bulunmuyor. Taşlıtarla adıyla anılan bölge 20. yüzyılın ikinci yarısında gecekondularla doluyor ve 1963'te ilçe yapılmasına karar verildiğinde Gaziosmanpaşa'nın adını alıyor.

Heybeliada'daki Abbaspaşa, Kavalalı Mehmet Ali Paşa' nın torunu Prens Abbas Hilmi Paşa 'dan;
Beykoz'daki Abrahampaşa Korusu, II. Abdülhamit'in Şura-yı Devlet üyesi yaptığı Ermeni asıllı diplomat Abraham Eramyan 'dan geliyor; Abraham Paşa'nın koruyu, II. Abdülhamit'le oynadığı bir tavla partisinde kazandığı söyleniyor.

Unkapanı'ndan Fener'e giden Abdülezelpaşa caddesinin adı Osmanlı ordusuna 1853 Kırım Savaşı'nda nefer olarak girip 1897 Yunan Savaşı'nda paşa olarak katılan fakat şehit düşen Abdülezel 'den geliyor.

Fatih'te 17. yüzyıl sonundan kalma külliyesi, Anadoluhisarı'nda yalısı ve korusu olan Amcazade Hüseyin Paşa , II. Mustafa'nın sadrazamlarından Köprülü Mehmet Paşa 'nın biraderinin oğlu oluyor.

Haydarpaşa'nın kimliği tam bilinmiyor. Ancak, Kanuni döneminde Mimar Ağa Ocağı'nda yetişmiş ve Kanuni'ye Üsküdar'daki Kavak Sarayı'nı yapmış Mimar Koca Haydar Paşa 'nın adı ağır basıyor.

Kadıköy'de bir zamanlar plajı ile ünlü Süreyyapaşa, II. Abdülhamit'in Harbiye Nazırı Rıza Paşa'nın oğlu Süreyya Paşa oluyor. Süreyya Paşa, Birinci Dünya Savaşı çıkmadan askeriyeden istifa edip ticarete atılıyor. Kurtuluş Savaşı sırasında Kadıköy'de Türk okullarına yardım toplamak amacıyla müsamere düzenlemek istediğinde Rumlar, tek sinema Apollon'u vermeyince Süreyya Sineması'nı kuruyor.
Yine Kadıköy'de Fenerbahçe Stadı'nın karşısındaki Zühtüpaşa mahallesine adını veren paşa ise II. Abdülhamit'in Maliye ve Maarif Nazırı Ahmet Zühtü Paşa. 50 dönüm arazi içinde 40 odalı bir köşk yaptırıp Kızıltoprak'a yerleşiyor. Rivayet o ki, okullar olmasa maarifi ne güzel idare edeceğini söyleyen paşa, Zühtü Paşa.
 

Padişahların Tılsımlı Gömlekleri

 Osmanlı Devlet’i döneminde Padişahların tılsımlı gömleklerinin sırrı halen tam manası ile çözülebilmiş değil. Topkapı Sarayı’nın bir bölümünde ‘’Tılsımlı Padişah gömlekleri ve kaftanlar’’ yer alıyor. Harvard Üniversitesinin dahi peşine düştüğü tılsımlı gömleklerin sırrına hala tam olarak vakıf olunabilmiş değil.

     Bazısı 3 yılda tamamlanmış bu tılsımlı kıyafetler, ‘’Ak Büyüler’’ ile bezenmiş. Üzerlerinde tılsımlı şekiller ve çok özel dualar yer alıyor. En çok kullanılan 5 sure var. Bunun dışında 4 büyük meleğin ismi tılsımlı kıyafetlerin diğer esrarlı yönünü ortaya çıkartıyor. Tılsımlı gömleği giyenlere dair iki de önemli örnek var.

     Topkapı Sarayı’nda tılsımlı 90 civarında padişah kıyafeti bulunuyor. Bu kıyafetler, Müneccim başının yıldızlara bakarak belirlediği günde dikilmeye başlanıyor. Müneccim başı halk arasında ‘’Eşref Saati’’ olarak bilinen bu özel anı belirledikten sonra sarayın derin hocaları kıyafete yazılacak tılsımları belirliyor. Bunlar daha çok dua ve hala anlamı çözülemeyen rakam ve şekillerden oluşuyor. Hocaların belirlediği bu şekiller ve dualar Padişah kıyafetine dönemin en kıymetli hattatları tarafından işleniyor.

     Topkapı’daki tılsımlı kıyafetler genellikle 3 önemli sebep için hazırlanmış. Bunlardan ilki savaş tılsımıdır. Padişah’a savaşa giderken giyinmesi ve kazadan korunması için dikilen bu kıyafetler özel dualar ve bazı sembollerle işlenmiştir.

     Ayrıca hastalıklara karşı da tılsımlı kıyafetler bolca yapılmış. Bir de ruhsal durumu koruma ve nazara karşı farklı dua ve şekillerle bezenmiş kıyafetler tasarlanmıştır. Bu kıyafetler üzerindeki birçok şeklin sırrı ve yer alan rakamlar ve de semboller henüz tam olarak aydınlatılabilmiş değil. Günümüzde hala araştırma konusu olarak derinliğini ve gizemini korumaktadır. Doç. Dr. Hülya Tezcan’ın dediğine göre bunlar çözümlenirse birçok hastalığın alternatif tıptaki iyileştirme şekli ortaya çıkacaktır.

Tılsımlı Gömleklere Hangi Ayetler İşlenmiş?

     Tılsımlı kıyafetler üzerinde şu ana kadar 55 sure tespit edilmiştir. Bu kıyafetlere en çok yazılan ise Fatiha suresidir. Ayrıca diğer dualara baktığımızda: Yasin hastalıklara karşı yapılıyor ve genellikle de ölüm döşeğindeki padişahların kıyafetlerine işleniyor. Fetih suresi ise savaşa çıkacak olan Padişahların kıyafetlerinde mutlaka yer almaktaydı. Ayetel Kürsi de belalardan korunduğu için yine savaş kıyafetlerinde sıkça kullanılıyor. Felak ve Nas sureleri ise daha çok ruhsal hastalıklarda gömleklere işlenmiştir.

Gömleklerdeki Melek İsimleri

     Gömleklerde yazı olarak 4 büyük meleğin ismi bulunuyor. Mikail, Azrail, Cebrail ve İsrafil meleklerin ismi yer almaktadır. Ayrıca kıyafetlerde dikkat çeken Besmele’nin ayetlerin dışında özel olarak kullanılması ve yazım şekli ile bir kare oluşturulmasıdır. Esma-ül Hüsna da aynı şekilde tılsımlı kıyafetlerin vazgeçilmeziydi.

     Aynı şekilde Peygamber isimleri de bu tılsımlı gömleklerin vazgeçilmezi idi. Hz. Muhammed, Hz. Süleyman ve de Halife Hz. Ali gömleklerin neredeyse tamamında bir şekilde geçiyor. Yine baktığımız zaman bu tılsımlı kıyafetler asla yıkanmazdı. Tılsımlı kıyafetler patiskadan yapılmış kumaşlar ile tasarlanıyordu. 90 civarındaki tılsımlı kıyafet içinde sadece 2 tanesi farklıdır. Bunlardan biri atlastan, diğeri ise ipekten yapılmadır.

Gömleklerdeki Mührü Süleyman Sembolü

     Hemen hemen her Padişahın Mührü Süleymanlı bir kıyafeti bulunmaktaydı. Yıldız şeklinde bezenmiş olan bu mühür gömleklerin hemen hemen hepsinde mevcuttur. Padişahlar bu figürü Hz. Süleyman’ın bütün canlılara hitap edebilmesi, hayvanların dilini anlayabilmesi sebebiyle tercih ediliyordu. Müneccimler ve derin din alimleri ise Hz. Süleyman Mührü’nü tılsımlarının bir parçası olarak görüyorlardı. Bu mührün yanına genellikle 4 büyük Meleğin ismi yazılmaktaydı.

Kaside-i Bürde’nin Esrarı


     Padişah kıyafetleri içinde sıkça işlenen bir diğer tılsım ise Kaside-i Bürde’dir. Bu kasidenin hikmeti felçli hastayı ayağa kaldırabilecek güçte olmasıdır. Bu kasidenin sahibi Şerafeddin Muhammed Busuri Mısırlıdır… Dedelerinden biri Ebusirli olduğundan lakabı Busuri olmuştur… Bilgin, üstün ahlaklı ve takva eri bir Müslüman olarak bilinir. Bir gün felç geçirir ve vücudunun yarısı tutmaz olur. Bu kasideyi yazar ve Allah’tan Peygamber hatırı için şifa umar! Şiirin bittiği gece, İlm-i Ledün Sultanını rüyasında görür ve kasideyi huzurunda okur… Uyandığında ise felcin geçtiğini hayretle görür ve eli ayağı tutar yürümeye başlar.